<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133</id><updated>2009-10-24T04:27:49.383-07:00</updated><title type='text'>Mevlana</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>33</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-8359189632022778235</id><published>2008-08-22T14:46:00.003-07:00</published><updated>2008-08-22T14:46:47.818-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Galata Mevlevihanesi Müzesi</title><content type='html'>Galata Mevlevihanesi Müzesi &lt;br /&gt;II.Bayazid dönemi beylerbeylerinden İskender Paşa'nın Galata sırtlarında bulunan av köşkü üzerinde 1491'de inşa edilen Galata diğer adıyla Kulekapısı Mevlevihanesi İstanbul'da inşa edilen ilk mevlevihanedir. Sultan III. Mustafa devrinde şeyh İsa Dede'nin postnişinliği zamanında çıkan 1765 Tophane yangını ile tamamen yanan Mevlevihane, 1766'da yeniden inşa edilmiştir. Bu ilk Mevlevihane ile ilgili fazla bilgi olmamakla birlikte Evliya Çelebi Galata Mevlevihanesi'nde yüz kadar derviş hücresinin olduğundan bahseder. Sırasıyla Sultan III. Selim, Sultan II.Mahmud ve Sultan Abdulmecid dönemlerinde esaslı onarımlar geçirmiştir .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manas Kalfa tarafından yapılan onarımla son şeklini alan Semahane'de kapı üzerinde bu onarımla ilgili Sultan Abdulmecid tuğralı 1859( H.1279) tarihli inşa kitabesi bulunmaktadır. III. Selim zamanında 1791'de ünlü Divan Şairi Şeyh Galib'in postnişinliğine atanmasıyla altın devrini yaşayan Mevlevihane Osmanlı döneminde yenilikçi ve modernleşmenin öncüsü olmuştur. Galata Mevlevihanesi'nde 1925 yılında tekkelerin kapatılmasına kadar geçen 434 yıl boyunca Türk edebiyatına, musikisine ve diğer sanat dallarına hizmet veren edebiyatçı, sanatkar ve müzisyen yetişmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzenin ana binasını oluşturan semahane; Alk katta dedegan odaları, somat ve meydan; girişte ortada ahşap sütunlarla oluşan sekizgen mekanda Sema Alanı, solda kuzeyden girişi olan Bacılar Dairesi ve sağda İdare olarak kullanılan güneybatıdan girişi olan Selamlık giriş ve holü; Üstte Hünkar Mahfili, Konya postnişin odası ve yabancılar loca bulunmaktadır. Müzenin Semahane bölümü ziyarete açık olup sema alanının etrafındaki vitrinlerde Mevlevi kıyafet ve Kültürü ile müzik aletleri sergilenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müze Beyoğlu'nda Türk-İslam karakteri taşıyan en önemli yapılardan olup Müzede Mevlevilikle ilgili tarikat, tekke eşyaları ile müzik aletleri sergilenmektedir. Hafta sonları (Bakanlığımız Kısa Süreli Tahsis Yönetmeliği'ne göre) Sema Gösterileri düzenlenmekte olan Müze yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çamaşırhane:&lt;br /&gt;Müze bahçesinin güneybatı köşesinde dikdörtgen planlıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çilehane(Sarnıç): &lt;br /&gt;Üstünde kitabesi olup Şeyh Galib'in çilehane olarak kullanıldığı bilinmektedir. Sekiz basamakla inilen mekanın içi su doludur. Bizans döneminde sarnıç olarak kullanılmış olması muhtemeldir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamuşan:&lt;br /&gt;Müzenin kuzeyinde sessizler evi anlamında Hamuşan adı verilen mezarlık alanı bulunmaktadır. 1942 yılında bu alana inşa edilen Beyoğlu Evlendirme Dairesi (Tarik Zafer Tunaya Kültür Merkezi) ile mezar taşları zarar görmüş ve gelişigüzel atılmış olup bahçe duvarları ve arka kapı ile birlikte 1947 yılında TTOK tarafından düzenlenmiştir. Ayrıca Halet Efendi Türbesi ile Şeyh Galip Türbesi arasında Hadikat-ül Ervah (Ruhlar Bahçesi) adı verilen mezarlık alanı bulunmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Ağa Çeşmesi:&lt;br /&gt;Mevlevihane'nin ilk döneminde kalan 1649 tarihli çeşme olup Sebilkütab'ın Müze bahçesine bakan kısmına bitişiktir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adile Sultan Sarnıç ve Şadırvanı:&lt;br /&gt;Sultan II. Mahmud'un kızı Sultan Abdülmecid'in kız kardeşi Adile Sultan tarafından yaptırılan 1847 tarihli çeşme ve sarnıç olup hemen yanında kitabesi bulunmaktadır. Matbah-ı Şerif, Harem Dairesi ve Şeyh Dairesi günümüze ulaşamayan ancak varlığını bildiğimiz Mevlevihane yapılarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türbeler:&lt;br /&gt;Müze cümle kapısının solunda Halet Efendi Türbesi, Müze bahçesinin köşesinde Şeyh Galip Türbesi bulunmaktadır. İki türbede Halet Efendi tarafından 1819'da inşa ettirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebilküttab:&lt;br /&gt;Müze cümle kapısının sağında bulunan yapı kompleksidir. Altta muvakkithane-sebil üstünde kütüphane bulunmaktadır. Türbelerle birlikte Halet Efendi tarafından 1819'de inşa edilmiştir. Halet Efendi Kütüphanesi olarak anılan kütüphanede bulunan kitaplar ve el yazmaları Süleymaniye Kütüphanesi'ne devredilmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-8359189632022778235?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/8359189632022778235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=8359189632022778235' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/8359189632022778235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/8359189632022778235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/galata-mevlevihanesi-mzesi.html' title='Galata Mevlevihanesi Müzesi'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-6527546338713582584</id><published>2008-08-22T14:46:00.001-07:00</published><updated>2008-08-22T14:46:30.635-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Müzesi</title><content type='html'>Mevlana Müzesi&lt;br /&gt;Bugün müze olarak kullanılmakta olan Mevlâna Dergâhı'nın yeri, Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafından Mevlâna'nın babası Sultânü'l-Ulemâ Bâhaeddin Veled'e hediye edilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 tarihinde vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiştir. Bu defin gül bahçesine yapılan ilk defindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sultânü'l-Ulemâ'nın ölümünden sonra kendisini sevenler Mevlâna'ya müracat ederek babasının mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini söylemişlerse de Mevlâna "Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur" diyerek bu isteği reddetmiştir. Ancak kendisi 17 Aralık 1273 yılında vefat edince Mevlâna'nın oğlu Sultan Veled Mevlâna'nın mezarı üzerine türbe yaptırmak isteyenlerin isteklerini kabul etmiştir. "Kubbe-i Hadra" (Yeşil Kubbe) denilen türbe dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine 130.000 Selçukî dirhemine Mimar Tebrizli Bedrettin'e yaptırılmıştır. Bu tarihten sonra inşaî faaliyetler hiç bitmemiş 19. yüzyılın sonuna kadar yapılan eklemelerle devam etmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlevî Dergâhı ve Türbe 1926 yılında "Konya Âsâr-ı Âtîka Müzesi" adı altında müze olarak hizmete başlamıştır.1954 yılında ise müzenin teşhir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmiş ve müzenin adı "Mevlâna Müzesi" olarak değiştirilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müze alanı bahçesi ile birlikte 6.500 m² iken, yeri istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m²ye ulaşmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzenin avlusuna "Dervîşân Kapısı" ndan girilir. Avlunun kuzey ve batı yönü boyunca derviş hücreleri yer almaktadır. Güney yönü, matbah ve Hürrem Paşa Türbesi'nden sonra, Üçler Mezarlığı'na açılan Hâmûşân (Susmuşlar) Kapısı ile son bulur. Avlunun doğusunda ise Sinan Paşa, Fatma Hatun ve Hasan Paşa türbeleri yanında semahane ve mescit bölümleri ile Mevlâna ve aile fertlerinin mezarlarının da içerisinde bulunduğu ana bina yer alır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avluya Yavuz Sultan Selim'in 1512 yılında yaptırdığı üzeri kapalı şadırvan ile "Şeb-i Arûs" havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil adı verilen çeşme, ayrı bir renk katmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tilâvet Odası &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tilâvet Arapça bir kelime olup,Kur'an-ı Kerim'i güzel sesle ve usulüne uygun olarak okuma anlamına gelir. Geçmişte bu oda da Kur'an-ı Kerim okunulduğu için buraya tilâvet odası denmiştir. Halen Hat Dairesi olarak kullanılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hat Dairesi'nde Mahmud Celaleddin, Mustafa Rakım, Hulusi, Yesarizâde gibi devirlerinin meşhur hattatlarının levhaları yanında, Sultan II. Mahmud'un yazdığı altın kabartma bir levha da yer almaktadır. Gümüş kapı üzerinde teşhir edilmekte olan Yesarizâde Mustafa İzzet Efendi'nin hattı ile yazılmış olan Molla Cami'ye ait Farsça beyitte şöyle denilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabetü'l-uşşâk bâşed in mekam&lt;br /&gt;Her ki nakıs amed incâ şod temam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu makam aşıkların kâbesi oldu. Buraya noksan gelen tamamlanır) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzûr-ı Pîr (Türbe) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türbe salonuna Sokullu Mehmet Paşa'nın oğlu Hasan Paşa'nın 1599 yılında yaptırdığı gümüş kapıdan girilir. Burada bulunan iki vitrin içerisinde Mevlâna'nın meşhur eserlerinden Mesnevi'nin, Divân-ı Kebir'in en eski nüshaları sergilenmektedir. Türbe salonunu üç küçük kubbe örter. Üçüncü kubbeye post kubbesi de denilir ve yeşil kubbeye kuzey yönünden bitişiktir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türbe salonu doğuda, güneyde ve kuzeyde yüksekçe bir set ile çevrilir. Kuzeyde iki parça halinde yer alan yüksek setlerde 6 Horasan erinin sandukaları yer almaktadır. Horasan erlerinin hemen ayak ucunda ise İlhanlı Hükümdarı Ebû Said Bahadır Han için yapılmış nisan tası sergilenmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine burada yer alan iki levha, Mevlâna'nın felsefesini ve düşünce sistemini açıklaması açısından mühimdir. 1. levha Türkçedir ve şöyledir; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ya olduğun gibi görün&lt;br /&gt;Ya göründüğün gibi ol" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Mevlâna &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. levha ise Mevlana'nın Farsça bir rubaisidir. Rubainin Türkçe çevirisi şöyledir; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gel, Gel, ne olursan ol, gel!&lt;br /&gt;İster kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, gel!&lt;br /&gt;Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir.&lt;br /&gt;Yüz kerre tövbeni bozmuş olsan da yine gel!"&lt;br /&gt;Hz. Mevlâna &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türbe salonunu doğuda ve güneyde çevreleyen yüksekçe set üzerinde ise Mevlâna ve babası Bahaeddin Veled'in soyundan gelme, 10'u hanımlara ait olmak üzere 55 adet mezar ile, Hüsameddin Çelebi, Selâhaddin Zerkûbî ve Şeyh Kerimüddin gibi Mevlevîlikte makam sahibi olmuş 10 kişiye ait toplam 65 mezar bulunmaktadır. Hanımlara ait mezarların üzerinde yer alan sandukalara sikke konulmamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil kubbenin tam altında Mevlâna'nın ve oğlu Sultan Veled'in mezarları yer almaktadır. Mezarların üzerindeki iki bombeli mermer sandukayı 1565 yılında Kanunî Sultan Süleyman yaptırmıştır. Sandukaların üzerinde yer alan altın sırma tellerle işlenilmiş Pûşîde ise Sultan Abdülhamid II. tarafından 1894 yılında yaptırılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halen Mevlâna'nın babası Bahaeddin Veled'in mezarı üzerinde bulunan ve bazı kişilerin "oğlu gelince babası ayağa kalkmış" dedikleri ahşap sanduka ise, bir Selçuklu şaheseri olup, 1274 yılında Mevlâna için yaptırılmıştır. Kanunî, Mevlana ve oğlu Sultan Veled'in mezarları üzerine 1565 yılında yeni bir mermer sanduka yaptırınca, ahşap sanduka buradan kaldırılmış ve sandukası olmayan Mevlâna'nın babasının mezarının üzerine konulmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semâhâne &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semâhâne bölümü, mescid bölümü ile birlikte XVI. yüzyılda Kanunî Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Semâhâne'de semâ, 1926 yılında dergâh müze oluncaya kadar devam etmiştir. Semâhâne'de yer alan naat kürsüsü ve müzisyenlerin oturdukları mutrib hücresi ile erkekler ve hanımlara ait mahfiller orijinal halleri ile korunurken, Semâhâne'nin uygun duvarlarında tarihi halılar ve yine vitrinler içerisinde madeni ve ahşap eserlerle Mevlevî musiki aletleri sergilenmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mescid &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mescide çerağ kapısından girilir. Ayrıca mezarların bulunduğu huzûr- pîr ve semâhâne bölümlerinden de birer küçük kapı ile geçişler vardır. Bu bölümde müezzin mahfili ve mesnevîhân kürsüsü orijinal halleriyle muhafaza edilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mescidin güney duvarı üzerinde çok değerli halı ve ahşap kapı numuneleri sergilenirken, Mescid içerisine serpiştirilen 10 adet vitrinde de çok değerli cilt, hat ve tezhip numuneleri sergilenmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halı Kumaş Bölümü - Derviş Hücreleri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlâna Dergâhı'nın ön avlusunun batı ve kuzey yönünü çevreleyen, her birinde birer küçük kubbe ve baca bulunan 17 hücre bulunmaktadır. Bu hücreler Padişah III. Murat tarafından 1584 yılında dervişlerin ikameti için yaptırılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hücrelerden giriş kapısının sağında kalan dört hücre, halen gişe ve idare binası olarak kullanılmaktadır. Girişin solunda kalan 13 hücrenin baştan iki tanesi postnişîn ve mesnevîhân hücresi olarak, orijinal eşyaları ile teşhir edilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sondaki iki hücre ise değerli kitap koleksiyonlarını müzemize hediye eden Rahmetli Abdülbakî Gölpınarlı ile Dr. Mehmet Önder'in kitaplarına tahsis edilmiştir. Halen kütüphane olarak hizmet vermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer 9 hücrenin ara duvarları kaldırılarak birbirine bağlı iki büyük koridor elde edilmiştir. Bu koridorlardan birinde ülkemizin Kula, Gördes, Uşak, Kırşehir gibi yörelerine ait tarihi halıları, diğer koridorda ise Konya İli'ne bağlı, Ladik, Karaman, Karapınar, Sille gibi yörelerde dokunmuş tarihi halılar sergilenmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hücrelerin koridora açılan pencere ve kapı boşluklarına yapılan vitrinlerde ise Mevlevî etnografyasına ait pazarcı maşası, mütteka, nefîr gibi dergâhtan müzeye nakledilen tarihi nitelikteki eşyalarla, müze koleksiyonunda yer alan son derece değerli Bursa kumaşları sergilenmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matbah Bölümü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matbah müzenin güneybatı köşesinde yer alır. 1584 yılında Sultan III. Murat tarafından yaptırılmıştır. Dergâhın müzeye dönüştürülüğü 1926 yılına kadar yemek ihtiyacı burada karşılanıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990 yılında yapılan onarımlardan sonra bu bölümün teşhir ve tanzimi mankenler ile yeniden yapılmıştır. Matbahın asıl işlevi olan yemek pişirme ve somat denilen sofrada yemek yeme adabı mankenlerle anlatılmaya çalışılmıştır. Matbahın diğer işlevlerinden olan Nev-ni-yâz denilen Mevlevî aday adayı saka postu üzerinde otururken, semâ talim çivisi yanında ise semâ dedesinin can tabir edilen Mevlevî derviş adayına semâ talim ettirişi anlatılmaya çalışılmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-6527546338713582584?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/6527546338713582584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=6527546338713582584' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6527546338713582584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6527546338713582584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-mzesi.html' title='Mevlana Müzesi'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-1305784024777324224</id><published>2008-08-22T14:45:00.004-07:00</published><updated>2008-08-22T14:46:01.366-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Yenikapı Mevlevihanesi</title><content type='html'>Yenikapı Mevlevihanesi&lt;br /&gt;Yenikapı Mevlevihanesi, Topkapı surları dışında, Merkez Efendi Caddesi ile Mevlevi Tekkesi Sokağı arasındaki parselde bulunmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’daki Mevleviliğin merkezi konumundaki bu Mevlevihane semahanesi, selamlığı, haremi, türbesi, somathanesi, muvakkithanesi, hünkâr mahfili, matbah-ı şerifi, sarnıçları ve müştemilât bölümleri ile tam bir yapı topluluğudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenikapı Mevlevihanesi’nin kurucusu Kâtip, Kocayazıcı, Yeniçeri Efendisi unvanları ile tanınmış Yeniçeri Ocağı Başhalifesi Malkoç Mehmet Efendi’dir. Malkoç Mehmet Efendi’nin bu Mevlevihane’yi kurmasını, atlatmış olduğu bir ölüm tehlikesine bağlayanlar olmuştur. Hafız Paşa’nın yanında Bağdat ve Revan seferlerine (1635) katılmış, dönüşte Yeniçerilerle aralarında anlaşmazlık çıkmış ve öldürülmek istenmiştir. Bu badireyi atlattıktan sonra dönüşte Konya Mevlâna Dergâhı’nı ziyaret etmiş “İstanbul’a sağ salim gitmek nasip olursa, orada bir Mevlevi dergâhı yaptıracağım” diye dua etmiştir.İstanbul’a dönüşünde de dergâhın yapımını başlatmış, 1597’de Mevlevihane’yi açarak Sinan Mevlevi’nin oğlu Kemal Ahmet Dede’yi şeyh yapmıştır.Yenikapı Mevlevihanesi, kuruluşundan tekke ve zaviyelerin kapanışına kadar geçen 350 yıl içerisinde 20 Mevlevi büyüğü burada şeyhlik yapmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenikapı Mevlevihanesi başlangıçta semahane, mescit, harem, sebil, türbe ve 18 derviş hücresinden meydana gelmişse de kısa sürede gelişmiştir. Sonraki yıllarda bu yapılar yıkılmış ve yerlerini daha büyükleri almıştır. Sultan II.Mahmut 1818’de 33.474 kuruş vererek semahane, türbe, harem ve müştemilat binalarını yenilemiştir. Ayrıca bunlara hünkâr mahfili, sarnıç, türbedar odası, matbah ve taamhane eklemiştir. Abdurrahman Nafiz Paşa buraya bir kütüphane, yanına da kendi türbesini yaptırmıştır. Bu yenilemeler yapılırken semahane kapısına da İzzet Molla 1816 tarihli kitabeyi, kubbe çevresine de Nuri Dede talik yazı ile bazı beyitler eklemiştir.Ayrıca, Sultan IV.Murat, Mihrişah Sultan, Sultan Abdülmecit, Maliye Nazırı Abdurrahman Nafiz Paşa, Devlet Kethüdası Halet Efendi ve Mısır Valisi Zuval Paşa da buraya bağışlarda bulunmuştur. Ne yazık ki Mevlevihane’nin kütüphanesi altındaki mahzende bulunan odunlar 1903 yılında tutuşarak kütüphaneyi yakmıştır. Bunun üzerine Sultan Mehmet Reşat 1910’da Mevlevihane’yi yeni baştan onarmıştır. Bu onarım işlerini Mimar Kemalettin Bey üstlenmiş ve bu kez dergâh neo-klasik üslupta yapılırken yanına bir de minare eklenmiştir. Yenikapı Mevlevihanesinin bazı bölümleri bilinmeyen bir nedenle 1961 yılında yeniden yanmış arta kalan yapılara Mevlânakapı Çocuk Yetiştirme Yurdu taşınmıştır. Yakın tarihlerde Mevlevihane bir kez daha yanmış, mezarlar ve yapının duvarları dışında ortada hiçbir şey kalmamıştır.&lt;br /&gt;Yenikapı Mevlevihanesi ismini bugün "Mevlanakapı" olarak bilinen sur kapısından almıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-1305784024777324224?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/1305784024777324224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=1305784024777324224' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/1305784024777324224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/1305784024777324224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/yenikap-mevlevihanesi.html' title='Yenikapı Mevlevihanesi'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-3732341261764035583</id><published>2008-08-22T14:45:00.003-07:00</published><updated>2008-08-22T14:45:40.894-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Üsküdar Mevlevihanesi</title><content type='html'>Üsküdar Mevlevihanesi &lt;br /&gt;Üsküdar, İmrahor semtinde Doğancılar’ın batısında yer alan Mevlevihane âstâne olmayıp, bir zaviyedir. Son yıllarda yapılan onarımlar sonunda bir bölümü camiye dönüştürülmüş ve yapı tüm özelliğini yitirmiştir. Bu Mevlevihane’nin diğerlerinden farklı bir konumu vardır. İstanbul’dan Anadolu’ya giden dervişlerin konaklamaları için kurulmuştur. Galata Mevlevihanesi Postnişini Yeğen Ali Paşa’nın oğlu Numan Bey kendi evini semahaneye dönüştürmüş, bahçesine de diğer yapıları ekleyerek Mevlevihane’yi kurmuştur (1794). Sultan II.Mahmut Mevlevihane’yi yeni baştan yaparcasına onarmış (1834-1835), Sultan Abdülmecit’te yapı topluluğunun eksiklerini tamamlamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semahane, selamlık, harem, matbah-ı şerif, derviş hücreleri ve türbeden oluşan Mevlevihane iki katlı bir yapıdır. Zemin katı türbeye, üst katı da semahaneye ayrılmıştır. Bu Mevlevihane’de türbenin semahane altında oluşu tarikat mimarisinin tek örneği olarak nitelenir. Yapının bu plân düzeninde oluşu yer kısıtlığından kaynaklanmaktadır. Mevlevihane içerisinde sanat tarihi yönünden değerli bezemelere rastlanmamıştır.Günümüzde Mevlevihane hem cami hem de konuyla ilgili bir dernek tarafından kullanılmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-3732341261764035583?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/3732341261764035583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=3732341261764035583' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/3732341261764035583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/3732341261764035583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/skdar-mevlevihanesi.html' title='Üsküdar Mevlevihanesi'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-8037821737854615637</id><published>2008-08-22T14:45:00.001-07:00</published><updated>2008-08-22T14:45:26.100-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Beşiktaş Mevlevihanesi (Bahariye Mevlevihanesi)</title><content type='html'>Beşiktaş Mevlevihanesi (Bahariye Mevlevihanesi) &lt;br /&gt;Beşiktaş Mevlevihanesini XVII.Yüzyılın önde gelen devlet adamlarından Sadrazam Ohrili Hüseyin Paşa 1613 yılında yaptırmıştır. Mevlevihane’nin ilk şeyhi, aynı zamanda Gelibolu Mevlevihanesinin şeyhi olan Agazade Mehmet Dede’dir. Bu Mevlevihane’nin kuruluşunu anlatan ilginç bir de öyküsü vardır: &lt;br /&gt;Kaptan-ı Derya Ohri’li Hüseyin Paşa Akdeniz seferinden dönerken Gelibolu’ya uğramış ve Gelibolu Mevlevihanesi Şeyhi Agazade Mehmet Dede’yi ziyaret etmeyi unutmuştur. İstanbul’a hareketinde şiddetli bir fırtınaya tutulmuş ve geriye dönmek zorunda kalmıştır. Tekrar Gelibolu’ya geldiğinde deniz sakinleşmiş, yeniden hareket ettiğinde fırtına başlamıştır. Bunu bir gönül kırıklığına bağlayan Hüseyin Paşa “galiba Gelibolu erenlerinden birini ziyaret etmeyi unuttuk” diyerek sorup, soruşturmuş ve Mehmet Dede’yi ziyaret etmediğini öğrenmiştir. Bunun üzerine Mehmet Dede’ye giderek kusurunun bağışlanmasını istemiştir. O da donanmanın Marmara’ya açılması için dua etmiş ve Paşa’ya bir daha fırtına ile karşılaşmayacağını söylemiştir. Bunun ardından da yakında Sadaret mührü ile payelendirileceğini, sonra da saraya damat olacağını müjdelemiştir. Gerçekten de Ohrili Hüseyin Paşa İstanbul’a dönüşünde sadrazamlığa yükselmiş, bir süre sonra da damatlık Ona layık görülmüştür. Ohrili Hüseyin Paşa, bütün bunları Agazade Mehmet Dede’nin kerametine bağlamış ve bir şükran borcu olarak da Beşiktaş Mevlevihanesini yaptırmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XIX.Yüzyılın ikinci yarısında Sultan Abdülaziz Boğaziçi kıyılarında Çırağan Sarayını yaptırırken Beşiktaş Mevlevihanesini de yıktırmıştır. Bunun üzerine Mevlevihane 1867 yılında geçici olarak Fındıklı’daki Karacehennem İbrahim Paşa Konağına taşınmış, orada iki yıl kalmıştır. Maçka sırtlarında, bugünkü İstanbul teknik Üniversitesi Maden Fakültesi’nin bulunduğu yerdeki yeni Mevlevihane’nin yapımı tamamlanınca da oraya taşınmıştır. Beşiktaş’taki son şeyhi Nazif Efendi’nin kemikleri Maçka’ya götürülmüşse de diğer Mevlevi mezarları Çırağan Sarayı’nın bodrumunda kalmıştır. Günümüzde aynı yerde yapılan Çırağan Otelinden ötürü bu mezarların ne olduğu bilinmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlevihane’nin kötü yazgısı peşini bırakmamış, yapımından beş yıl sonra buraya bir kışla yapılması kararlaştırılınca Mevlevihane 1873’te Eyüp’ün Bahariye semtine taşınmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde Silahtarağa Caddesi üzerinde bulunan Mevlevihane Hatapemini Hüseyin Efendi ile Mustafa Efendi’nin yalılarının bahçesine büyük bir semahane, harem, selamlık ve türbe yapılmış, sonra da bunlara bir de hazire eklenmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahariye Mevlevihanesi 1877’de okunan bir mevlit ve ardından yapılan Mevlevi ayini ile açılmıştır (18 Rebilüevvel 1294). Sultan II.Abdülhamit Mevlevihane’ye 28 odalı bir harem dairesi eklemiştir. Ne var ki bu yapı deniz kenarında ve ahşap olduğundan rutubetten zarar görmüştür. O sırada Mevlevihane’nin başında bulunan bestekâr ve aynı zamanda neyzen olan Hüseyin Fahrettin Dede’nin yapıyı onaracak mali gücü yoktu. Bu nedenle de yapı topluluğu her geçen gün biraz daha harap olmaya başlamıştı. Sultan Mehmet Reşat’ın Osmanlı tahtına çıkışı Mevlevihane için hayırlı olmuş, Mevlevi muhibbi padişah, dergâhı tamir ettirmiş ve bunu belirten bir kitâbeyi de avlu kapısı üzerine koydurmuştur. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahariye Mevlevihanesi, dergâhların kapatılmasından sonra bakımsız kalmış, semahanesi 1935’te yıktırılmış, 1938-1939’da harem dairesi yanmıştır. Mescit uzun yıllar depo olarak kullanılmış, Mevlevihane’nin son şeyhinin varisleri ile Şeyh Hasan Nazif Efendi, Şeyh Küçük Hasan Nazif Efendi, Yenişehirli Avni Bey ve Sikkezanbaşı ailesinin gömülü olduğu türbe çökmüştür. İki fabrika duvarı arasında kalan avlu kapısı ise 1970 yılının başlarında arkasındaki ahşap selamlıkla birlikte yıktırılmıştır. Haziresindeki 20’ye yakın mezardan bazıları eski iplikhanenin karşısında düzenlenen mezarlığa, bazıları da Edirnekapı Şehitliği’ne nakledilmiştir. Günümüzde Eyüp Belediyesi Mevlevihane’yi yeniden canlandırmaya çalışmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-8037821737854615637?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/8037821737854615637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=8037821737854615637' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/8037821737854615637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/8037821737854615637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/beikta-mevlevihanesi-bahariye.html' title='Beşiktaş Mevlevihanesi (Bahariye Mevlevihanesi)'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-4827335479822342229</id><published>2008-08-22T14:44:00.002-07:00</published><updated>2008-08-22T14:45:07.374-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Kasımpaşa Mevlevihanesi</title><content type='html'>Kasımpaşa Mevlevihanesi &lt;br /&gt;Eski İstanbul yaşantısında isminden sık sık söz edilen Kasımpaşa Mevlevihanesi’nin kurucusu Fırıncızade Sırrı Apti Dede’dir. Onun bu Mevlevihane’yi kurmasının özel bir nedeni vardır; Galata Mevlevihanesi’nin şeyhlik makamı boşaldığında kendisinin o makama getirileceğini ummuştu. Ne var ki şeyhlik makamı Mesnevî Sârihi Ankaralı İsmail Rusûhi Dede’ye verilince buna çok üzülmüş ve Kasımpaşa’da babadan kalma bostanlar içerisine kendisini sevenlerin yardımıyla bu Mevlevihane’yi yaptırmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasımpaşa Mevlevihanesi harem ve selamlık olmak üzere bir birini tamamlayan iki ayrı bölümden meydana gelmiştir. Yapımına 38.000 kuruş harcanmış, kerestesi özel olarak Romanya’dan getirilmiştir. Mevlevi muhibbi olarak bilinen Sultan III.Selim, Sultan II.Mahmut ve Sultan III.Ahmet Mevlevihane’ye maddi yardımlarda bulunmuş, çeşitli dönemlerde onarımlarını yaptırmış, fırsat buldukça da ziyaret etmişlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasımpaşa Mevlevihanesi de diğerleri gibi ahşap, üç katlı bir yapı idi. Semahane, selamlık, dedegân hücreleri, harem, hünkâr dairesi, mutbakdan oluşmuş iki bloğun birleşmesiyle bir konak görünümünde idi. Kareye yakın bir planı olan semahanenin çevresini iki katlı mahfiller kuşatıyordu. Üst örtü Sultan II.Mahmut döneminin sevilen ve çok sık uygulanan ampir üslubunda ahşap kubbeliydi. Buradaki bezemeler arasına Mevlevi musikisinin vazgeçilmez enstrümanları olan ney, kudüm, halile, def, rebab, ud ile nota defteri ve bir de Mevlevi sikkesi resmedilmişti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-4827335479822342229?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/4827335479822342229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=4827335479822342229' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/4827335479822342229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/4827335479822342229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/kasmpaa-mevlevihanesi.html' title='Kasımpaşa Mevlevihanesi'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-3511500236692106797</id><published>2008-08-22T14:44:00.001-07:00</published><updated>2008-08-22T14:44:12.002-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>v</title><content type='html'>Çağdaş Aşıklar Topluluğu&lt;br /&gt;1989 yılından beri manevi başkanları Hasan Dede’nin önderliğinde yurt içi ve yurt dışında hizmetler veren Evrensel Mevlana Aşıkları Vakfı ve Galata Mevlevihanesi’ni Yaşatma Derneği bünyesindeki Çağdaş Aşıklar Topluluğu, İstanbul Silivrikapı’da kendi kültür merkezini hizmete açtı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Mevlana’nın aydın felsefesini yaşatmayı ve tanıtmayı amaç edinmiş olan topluluk, Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanet etmiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti ilke ve esaslarını bir hayat biçimi olarak belirlemiş. Mevlevi müziği alanında yeni eserler veren topluluk, çağdaş yorumlarla toplumun her kesiminden oluşan mensupları ile çalışmalarını sürdürüyor. Kendi bünyesindeki müzisyenlerle Türkçe sözlü 12 Mevlevi Ayini ve 300’e yakın ilahi besteleyerek 4 CD ve kaset çalışması yapmış ve bu çalışmalarını gerek yurt içinde gerekse yurt dışında gerçekleştirilen Tasavvuf Müziği Konserleri ve Sema Törenleri ile tanıtmış. Bir çok etkinlikte yer alan topluluk, yurt dışında düzenlemiş olduğu konferans, seminer, konser ve sema törenleri ile Hz. Mevlana’nın aydın felsefesinin ve sevgi mesajının sesi olmuş. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, İsveç, Avusturya,Yunanistan, Japonya ve daha birçok ülkede hizmet vermiş olan topluluk Mevlevi kültürünü tanıtmak ve yaşatmak için gösterdiği gayretlerine bu doğrultuda devam ediyor. Her ayın ikinci ve son Pazar günleri Galata Mevlevihanesinde; her ayın son üç Perşembe günü ise Silivrikapı Mevlana Kültür Merkezinde Tasavvuf Müziği ve Sema Töreni icra ederek devam etmekdedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adres:&lt;br /&gt;Karabaş Mah. Yeni Tavanlı Çeşme Sok. No:8 SİLİVRİKAPI / İSTANBUL &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İrtibat Tel: METE EDMAN 0542 422 15 44&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-3511500236692106797?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/3511500236692106797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=3511500236692106797' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/3511500236692106797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/3511500236692106797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/v.html' title='v'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-2627782049902776113</id><published>2008-08-22T14:43:00.001-07:00</published><updated>2008-08-22T14:43:26.899-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Galata Mevlevi Musıkisi ve Sema Topluluğu</title><content type='html'>Galata Mevlevi Musıkisi ve Sema Topluluğu&lt;br /&gt;Galata Mevlevi Musıki ve Semâ topluluğu 1982 senesinde kurulmuş olup, Galata Mevlevihanesi'nde her ayın ilk ve son Cumartesi günleri, semâ törenleri düzenleyerek, tüm dünyada sergiledikleri gösterileriyle, barış elçisi görevini yerine getirmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İletişim tel: (0.505) 678 06 18 / (0.535) 210 45 65&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;galatamevlevi@gmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-2627782049902776113?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/2627782049902776113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=2627782049902776113' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/2627782049902776113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/2627782049902776113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/galata-mevlevi-muskisi-ve-sema-topluluu.html' title='Galata Mevlevi Musıkisi ve Sema Topluluğu'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-6268040598891057138</id><published>2008-08-22T14:42:00.001-07:00</published><updated>2008-08-22T14:42:52.759-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Galata Mevlevihanesi</title><content type='html'>Galata Mevlevihanesi&lt;br /&gt;1975 yılında müze olarak hizmete açılmış olan Galata Mevlevihanesi diğer adıyla Kulekapı Mevlevihanesi devrinin kültürünü ve sanatını yansıtan kurumlardan biridir. Yüzyıllar boyunca musiki ile bilimi bir arada kaynaştıran mevlevihanelerin Türk kültürüne etkileri büyük olmuştur. Mevlevihanelerin çevresinde toplanan pek çok kişi güzel sanatların pek çok dalında öğrenim görmüş ve bilimsel alanda kendilerinden uzun uzun söz ettirmişlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyoğlu semtinde Yüksekkaldırım'a inen yokuşun başında yer alan mevlevihane, İstanbul'un en eski mevlevihanesidir. II. Sultan Beyazıd Devrinin beylerbeyi olan İskender Paşa'nın av çiftliği üzerine 1491 yılında inşa edilmiştir. İlk şeyhi de Mehmed Semâ-i Çelebi'dir. Mevlevihane Sultan III. Mustafa zamanında (1766) yangın geçirmiş ise de aynı sultan zamanında bugün ayakta olan mevlevihane yaptırılmıştır. Bina daha sonraki yıllarda Sultan III.Selim, II. Mahmud ve Abdülmecid zamanlarında onarım görmüştür. Faaliyetini 1925 yılına kadar sürdüren mevlevihane 1967-1972 yılları arasında tekrar onarılmıştır. Külliye halinde inşa edilmiş olan mevlevihane; semahane, derviş hücreleri, şeyh dairesi ve hünkar mahfeli, bacılar kısmı, kütüphane, sebil, muvakkithane, mutfak, türbeler ve haziren oluşmaktadır. Hazire(Mezarlık)de Mevlevihanede şeyhlik yapmış olanlarla, eşleri, kudumzenler, neyzenler, divan sahibi şairler gömülüdür. Ayrıca Humbaracı Ahmed Paşa'nın, Türkiye'de ilk matbaayı kuran İbrahim Müteferrika'nın, ünlü bestekâr Vardakosta Seyyid Ahmed Ağa'nın, Nayi Osman Dede'nin ve Tepedelenli Ali Paşa'nın aile efradının mezarları bulunmaktadır. Mezar taşları yazı ve süslemeler açısından da çok değerlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakanlığımız Galata Mevlevihanesi Müzesi'nde kısa süreli Tahsis Yönetmeliği'ne göre izin alarak, her hafta sonu özel dernekler tarafından Sema Gösterisi düzenlenmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-6268040598891057138?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/6268040598891057138/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=6268040598891057138' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6268040598891057138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6268040598891057138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/galata-mevlevihanesi.html' title='Galata Mevlevihanesi'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-1679008610614274476</id><published>2008-08-22T14:41:00.000-07:00</published><updated>2008-08-22T14:42:35.789-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlevihaneler</title><content type='html'>Mevlevihaneler&lt;br /&gt;Konya'da Mevlana Celaleddin Rumi adına oğlu Sultan Veled tarafından 13. yüzyıl sonlarında kurulan Mevlevi Tarikatı mensuplarının bulunduğu tekkelere Mevlevihane denmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlevihaneler genellikle külliye biçiminde planlanmıştır. Merkezinde semahane, çevresinde türbe, mezarlık, Meydan-ı Şerif ve mescid yeralır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de mevcut bulunan mevlevihanelerden sadece Galata Mevlevihanesinde tasavvuf müziği konserleri ve sema gösterileri yapılmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-1679008610614274476?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/1679008610614274476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=1679008610614274476' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/1679008610614274476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/1679008610614274476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlevihaneler.html' title='Mevlevihaneler'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-7869611791184873594</id><published>2008-08-22T14:40:00.002-07:00</published><updated>2008-08-22T14:41:14.459-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Sema Gösterisi</title><content type='html'>Sema Gösterisi&lt;br /&gt;Ölüm gününü Hakka vuslat; "Dügün Günü" sayan büyük Mevlâna'dan sonra, oglu Sultan Veled ve yakinlari tarafindan, Mevlâna'nin fikir yapisi ve düsünceleri üzerine (Mevlevî Tarikati) kurulmus ve bu edep erkân yolunu izleyenlere (Mevlevî) denilmisti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlevî kelimesi Mevlâna'ya nispeti ifâde etmekle beraber, Kur'an-i Kerîm'deki (Nereye dönersen Allah'in likâsini görürsün) anlaminda olan (tevellû) kelimesiyle ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mukabele denilen Semâ gösterisi, Mevlevî Dergâhi'nda, semahânelerde Mutlak Kemâl ve Hakka Vuslat yolunun derecelerini sembolize eder. Mukabele, en küçük teferruatina kadar tesbit edilmis usûl ve erkânla yapilir. Semahânelerde neyzen, kudümzen, âyinhan ve naat hanlar gibi musikî erkâninin bulundugu ve siralarina göre yerini aldigi mutrib'in önünde sema meydani , onun da tam karsisinda seyh postu vardir. Post'un ucundan semâhâne girisi ortasina kadar uzandigi farz edilen mevhum çizgiye (hatt-i istiva) denir. Bu, gerçege ulasan, Vahdet'e giden en kisa yoldur. Bu çizgi aslâ çignenilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyh ise, bütün ilâhi sifatlara mazhar olan ve postun-da Mevlâna'yi temsil eden Hak ilminin ve Hakikat-i Muhammedi'yenin mümessilidir. Post, en büyük manevi makamdir ve kirmizi renklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutrib erkâni, semâzen ler ve seyh efendi yerlerine oturduktan sonra, mukabelede ilkin Naathan tarafin-dan (Na'at-i Serif) okunur. Bestekâr Itri'nin besteledigi Na'at'i Mevlâna, Hazret-i Peygamber'e en içli seslenislerle bir övgü olup (Yâa Hazret-i Mevlâna, Hak dost....) diye baslar. Sonra ney taksimine geçilir, Ney, asil vatani olan kamisliga özlemini dile getirir. Ney, insan-i kâmil'in sembolüdür ve yanik, içli sesiyle Hakk'a vuslatin özlemini çeker. Bundan sonra Sultan Veled devri denilen (Devr-i Veledi) baslar. Musikînin temposuyla, âdâb ve erkân üzere semâhâne ortasinda seyh, dergâh erkâni ve Semazenlerle üç devir olan bu merasim, karsilikli görüsmek, yâni bas kesmekle veya cemal cemale niyâz etmekle, mutlak varligin kemâl zuhurunu dogrulamaktadir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semâ'zenlerin basindaki külâh, mezar tasina, sirtindaki hirkasi mezarina, tennûresi de kefenine isarettir. Onlar dünyadan soyunmus, gayb âleminin ask pervaneleridir. Esasen, semahânenin sagi görünen, bilinen âlemdir, solu da görünmeyen bilinmeyen mânâ âlemi... Semazenler mânâ âleminin mânâ erleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devr-i Veledi ölümden sonra dirilmeye, seyh'in reh-berligi ve irsâdiyle, ebedi hayata yönelmeye isarettir. Üç devir, Tasavvufa (ilmel yâkin) yâni Hakk'i ilimle bil-meye, ikinci devir, (aynel yâkin) yâni görmeye, üçüncüsü de (Hakkel yâkin) yâni Hakk'la bir olmaya delâlet eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyh birinci devri tamamlarken, kidemce en geri ve en genç, nevniyaz denilen semazenle karsi karsiyadir. Birbirine bas keser ve böylece tevazuu en belig sekilde ifade ederler. Bu karsilikli görüsme aynca birbirinin gönül kiblesine secdeye varistir. Üçüncü devir sonunda, seyh postuna geçer, semazenler de yerlerini alirlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devr-i Veledi'den sonra gösteri baslar. Semazenler usulünce hirkalarini çikarir yâni dünyevi gâilelerden soyunur, mezarlarindan siynlirlar. Bu sira seyh postun önüne dogru yürür, bas keser ve herkes ona uyar. Semazen basi ilerleyerek seyhin sag elini öper, seyh de onun sikkesini... Bu sema'a destur, yâni izin almaktir. Bundan sonra birer birer semazenler seyhle görüsür ve sema'a kanat açarlar. Sema ederken kol açan semazenin sag eli dua eder gibi yukariya, sol eli asagiya açiktir. Bu Hakk'tan alir, halka saçariz, hiç bir sey'i kendimize mal etmeyiz, görünüste var olan, vasitalik eden bir suretten baska bir sey degiliz.) anlamina gelmektedir. Bir baska ifadesiyle de (Göge agariz, yere yagariz, varligimiz Hakk'in rahmetinde yok olmustur) demektir. Semazenler hem kendi etrafinda döner, hem de meydani devrederler. Feleklerin, gezegenlerin, yildizlarin ve dünyanin, günesin câzibesiyle hem kendi etrafinda, hem de günesin etrafinda devrettikleri gibi... Sema, bütün âlemlerin günesi Tanri'nin huzurunda bir devri âlem'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esasen sema; gerçek varliga ulastiran, insani kendin-den geçiren bir cezbe vasitasi, kendinden geçen kisinin can sarhoslugudur. Mevlânamiz'in ifadesiyle (ask'a kavusmak, bulusmak sultanligi için, perdeleri kaldirip içeriye girmek devleti için, can elbisesidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semânin birinci devresi, âlemleri seyretmedir. Hakk'in büyüklügünü ve yüceligini idrâktir. Bundan sonrasi (Selâm) olarak tecelli eder. Birinci selâmdan âsiklar, süphelerden kurtulur. Tanri'nin birligine imân eder. ikinci selâm Vahdet'i Tanri birligini görüs hâline getirmedir. Üçüncüsünde âsiklar, görüslerini bilis ve olus mertebesine ulastirirlar. Bu devrede âsiklar, kendilerini, mutlak varligin kemal duraginda yitirmis, yok ol-muslardir. Son dördüncü devrede Vahdet duraginda ayak direyerek kendi merkezleri çevresinde devrederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semazen basi semâ'i idare eder. Semâzenler onun ayak ve bas isaretlerine göre durumlarini ayarlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semâ'nin üçüncü selâminda seyh de sem'â girer. Hatt-î istivâ'nin ortasinda sema eden seyh, süphesiz burada Mevlâna'yi temsil etmektedir. Seyh, semâ'dan sonra yavas yavas ilerler, posta varmasiyla semâ da sona erer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEMÂ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk tarihinin, ananesinin, inançlarinin bir parçasi olup Hz. Mevlâna (1207-1273) ilhamiyle olusmus ve gelismistir. Kemâle dogru manevî bir yolculugu (Miraci), bir gidis-gelisi, temsil eder. Semâ 7 bulümdür. Her bölümün ayri bir manâsi vardir... Semâ'yi ilmî yönden tetkik ettigimizde, sunu görürüz: Var olmanin temel sarti dönmektir. Varliklar arasindaki müsterek benzerlik , en ufak zerreden en uzak yildizlara kadar her birinin bünye-sini teskil eden atomlarindaki elektron ve protonlarin dönmesidir. Her seyin döndügü gibi, insanoglu da bünyesini teskil eden atomlardaki mevcut dönmelerle, vücudundaki kanin dönmesiyle, topraktan gelip topraga dönmesiyle, dünya ile beraber dönmesiyle tabii ve suursuz olarak döner. Ancak insani öbür varliklardan farkli ve üstün kilan sey aklidir. Iste, dönen SEMAZEN varliklarin müsterek hareketine, semâiyla beraber akli da istirak ettinr...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEMÂ, kulun hakikâte yönelip, akilla - askla yücelip, nefsini terk ederek, Hakk'ta yok olusu ve olgunluga ermis, kâmil bir insan olarak tekrar kulluguna dönüsüdür. Bütün varliga, bütün yaratilanlara yeni bir ruhla, sevgi için, hizmet için dönüsüdür... Semâzen hirkasini çikarmakla, manen, ebedî âleme, hakîkate dogar, orada yol alir.. Basindaki sikkesi (nefsinin mezar tasi), üstündeki tennuresi (nefsinin kefenidir). Kollarini çapraz bagliyarak, görünüste BIR rakamini temsil eden, böylece Allah'in birligini tasdik eden Semâzen, Semâ ederken, kollan açik, sag eli dua edercesine göklere, Hak gözüyle baktigi sol eli yere dönüktür. Hakk'tan aldigi ihsani, halka saçmasidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sagdan sola kalbin etrafinda dönerek, bütün insanlari, bütün yaratilmislari, bütün kalbiyle sevgi ve askla kucaklayisidir. Sema töreni 7 bölümdür. Her bölümün ayri bir manasi vardir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A) Birinci bölüm : Ilahi aski temsil eden Peygamber efendimizi metheden bir "na't" ile baslar. Buna "Na't-i Serif" denilir. Peygamberimizi methetmek, ondan evvelki bütün peygamberleri ve hepsini yaratan Allah'i methetmek demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B) Bu methiyeden sonra bir kudüm darbesi duyulur. Bu vurus Allah'in (C.C.) kainati yaratisindaki "kün=ol" emrini temsil eder. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C) 3 ncü bölümde ise her seye can veren "Nefesi" nefhayi Ilahiyyeyi temsil eden bir ney taksimi duyulur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D) 4 ncü bölüm, Sultan Veled devridir. Bu Semazenlerin bir birine üç kere selam vererek, bir pesrevle dairevi yürüyüsüdür. Sekilde gizli ruhun ruha selamidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E) Sema töreni 4 selamdir. Semazen üstündeki siyah hirkayi çikararak, sembolik olarak, hakikate dogar, kollarini bagliyarak bir rakamini temsil eder böylece Allah'in birligine sahadet eder. Seyh Efendi elini öperek sema'ya girme izni alir, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sema'ya baslar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 nci Selâm, insanin, bilgiyle hakikâte dogarak, Yüce Yaradan'ini ve kendi kullugunu idrâkidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 nci Selâm, insanin yaratilistaki nizami, azameti müsahede ederek, Allâh'in kudreti karsisinda hayranlik duymasidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 ncü Selâm, insanin hayranlik ve minnet duygusunun ask'a dönüsmesiyle, aklin "ask"a kurban olusudur. Bu tam teslimiyettir, Allah'a vuslattir, Sevgilide yok olustur! Bu dizim'de en yüksek mertebe olan "Nirvana"dir, Islâmiyetteki "Fenâfillah"tir. Ancak Islâmiyette en yüksek mertebe kulluk mertebesidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 ncü Selâm ise, insanin manevî yolculugunu tamam-layip, kaderine razi olarak, yaratilistaki vazifesine, kulluguna dönüsüdür. Bu Selâma Seyh Efendi ve Semâzen basi da istirak ederler. Bu noktada Semâzen, Amene'r Resûlü'deki (K.Ker. Bakara 2. âyet 285.) Allah'a, Meleklerine, Kitaplarina, Peygamberlerine... imân etmis olmanin nes'esi içindedir. Ilâhî emirlerin ve yaratilis sebeplerinin zevki ve idraki içindedir... Benligini, egosunu maglup etmis Peygamber Efendimizin, "ölmeden önce Ölünüz" ve Kur. Kerim Fecr s/27, son âyetlerindeki, "Ey emin ve mutmain olan nefis, sen O'ndan hosnut, 0 da senden hosnut olarak, Rabbine dön! Has kullarim zümresine gir! Onlarla beraber cennetime gir!" emirlerine uymus ve nes'esine gark olmustur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;F - Semâ töreninin 6 nci bölümünde bilhassa "Mesrik de Allâh'indir, magrib de. Hangi tarafa dönerseniz, Allah'in yüzü oradadir. Çünkü Allâh Vasi'dir, Alîm'dir" (Bakara s.2 115 nci) âyet'inin okundugu Kur. Kerîm tilâvetiyle devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G - 7 nci bölümde Semâ töreni, bütün peygamberlerin, sehitlerimizin ve bütün inananlarin ruhlari için okunan bir fâtiha ve devletimizin selâmeti için bir dua ile son bulur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dede'ler ve Dervis''ler, Semâ Mukabelesinden sonra, kimseyle konusmadan, tefekkür (meditasyon) için, sessizce hücrelerine çekilirler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-7869611791184873594?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/7869611791184873594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=7869611791184873594' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/7869611791184873594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/7869611791184873594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-sema-gsterisi.html' title='Mevlana Sema Gösterisi'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-4597075145211094580</id><published>2008-08-22T14:40:00.001-07:00</published><updated>2008-08-22T14:40:20.980-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana ve Mevlevilik</title><content type='html'>Mevlana ve Mevlevilik&lt;br /&gt;Mevlevilik; tamamen sevgi ve hoşgörü üzerine kurulmuş bir müessesedir. Hazreti Mevlâna, yaradana gönül veren, bütün dünyadaki yaratıkları yaradandan ötürü sevmeyi ve bizlere sevgiden söz etmeyi öğreten bir aşk piridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizi bir testiye dökersen ne kadar alır? Bir günün kısmetini &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte deniz nasıl testiye kabın genişliği kadar sığarsa Mevlâna da kelime kalıplarına ve bizim idrakimize, istidadımız nisbetinde sığar. Zaten Mevlâna en kuvvetli, en üstün idrakin de ötesindedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık ol aşık, aşkı seç ki sen de seçilmiş bir insan olasındiye seslenir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi varlığından geçerek Allah’ta fani olmak; yani Allah’a tam bir gönül bağlamak Allah’a giden en kısa yoldur. Gönlünü Hakk’a vermiş bir insanın artık kendi benliği kalmamıştır. Onun her zerresinden işleyen Allah’tır. Böylece o kişi nefsine uyup başkasına zarar verecek kötü işlerde bulunmaz. Allah ahlakına bürünmüştür. Hz. Muhammed ve Hz. Mevlâna bize bu vasıflarıyla örnek olmuşlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlâna cihana sığmayan hudutsuz bir varlıktır. Güzeli, doğruyu, iyiyi, aşkı, hakikati arayanlara müjdeler veren lâhudî sestir. Zulmette kalanlara teselli sunan Rahmani sedadır. Ayrılıktan inleyenlere şifa bahşeden devalı nefestir. İnsana insanı öğretendir. Her şeyin insanda olduğunu ve tüm evrenin insanın emrine verildiğini öğretendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlâna büyük bir Hak aşığıdır. Aşkın efendisidir. Aşkta yok olmuştur. Bizzat aşktır. Aşkın ne olduğunu soranlara; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Benim gibi ol da bil, ister nur olsun, ister karanlık, o olmadıkça, onu tamamiyle bilemezsin." buyurur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan düşüncesine yepyeni bir mesaj veren ve İslam düşünürlerinin fikir ve sistemlerini, inanç akidelerini ruh, akıl ve sevgi üçgeni içinde sunan, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlâna Celâleddin-i Rûmi, müstesna yüce bir varlık, ilahi bir ışık, manevi bir güneştir. Onun insan düşüncesine verdiği en büyük mesaj Aşk, Sevgi ve Birliktir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, bir veli hüviyetiyle gönüller coşturmuş, bir pir, bir mürşid olan insan aklını nur ile yıkamış, akıl ve gönülleri kirden ve ikilikten kurtarmış ve temizlemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, hiçbir şeyi inkar etmez, ama her şeyi birleştirir, bütünleştirir ve sevdirir. O kimseyi ayrı görmez; Çünkü O, herşeyin Allah’ın zuhur ve tecellisi olduğunu bilir ve bunu gönlüne ve insan aklına hâl olarak yansıtır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlâna, aziz ve yüce bir üstattır. Tek başına bir sistemdir, bir hayat ve düzendir. Ahlakı, ilmi, hikmeti, sevgisi, aklı, tavrı, idraki, davranışları ve herşeyi ile yüceliği öğreten bir HAL ABİDESİ’dir. Peygamber’in gerçek temsilcisi, aşkın ve aklın en yüksek öğesi ve gerçeğidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan yaratılmışların en şereflisidir düsturuyla; her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan Hz. Mevlâna sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolüdür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-4597075145211094580?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/4597075145211094580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=4597075145211094580' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/4597075145211094580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/4597075145211094580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-ve-mevlevilik.html' title='Mevlana ve Mevlevilik'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-432020067301139263</id><published>2008-08-22T14:39:00.003-07:00</published><updated>2008-08-22T14:39:37.947-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Kabak Kemane (Gıcek, Kemençe)</title><content type='html'>Kabak Kemane (Gıcek, Kemençe)&lt;br /&gt;Gövdesi su kabağından veya oyma ağaçtan yapılır, üzerine deri gerilir. Kısa saplı , üç veya dört tellidir. Yayla çalınır.&lt;br /&gt;Kemençenin üç telinden ikisi (Rast ve Neva) bağırsaktan, üstteki ilk telse (Yegah) gümüş sargılıdır. Üst ve alt tel 25.5-26, orta tel 29.2-29.5 cm uzunluğunda; üst tel 0.8, orta tel 1.5, alt tel 1 mm kalınlığındadır. Saz ortalama 60 cm uzunluğunda, esnemeye dayanıklı yılan, abanoz vb. sert ağaçlardan yapılmış, avuç içi yukarıya bakacak şekilde tutulan bir yayla çalınır. Tellere sürtülen 150-200 civarındaki at kılına, kaymasın diye -keman yayındaki gibi- reçine sürülür. Yayın sapa yakın 10 cm.lik deri kaplı kısmına sokulan orta parmak (gerekirse yüzük parmağı) vasıtasıyla at kılı gerdirilir. Yayın burnu ise at kuyruğu gibi bir süs püskülüyle bitirilir. Doğudan batıya geçtiği kesin olan yaya at kılı takma adetinin, şaman kopuzunda, tuğ adlı en eski ritm sopasında ve rebabda da görüldüğü üzere, Türklerde ata verilen kutsal değerden kaynaklandığı açıktır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-432020067301139263?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/432020067301139263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=432020067301139263' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/432020067301139263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/432020067301139263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-kabak-kemane-gcek-kemene.html' title='Mevlana Kabak Kemane (Gıcek, Kemençe)'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-900242987143498674</id><published>2008-08-22T14:39:00.001-07:00</published><updated>2008-08-22T14:39:12.549-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Mazhar (Bendir)</title><content type='html'>Mazhar (Bendir)&lt;br /&gt;Tahta kasnağa deri gerilerek yapılır. Elle vurularak çalınır. Klasik Türk Musikisinde ve özellikle Mevlevi zikr musikisinde “def“adıyla bilinen vurmalı çalgıdır. Mağrip Arapçasından (Fas-Cezayir) alınan “bendir” adı Türkiye'de 1980'lerden sonra yaygın hale gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle 40 ila 55 cm çapında daire şeklindeki bir kasnağa deri germek suretiyle imal edilen bendirin belirgin bir özelliği, rezonans sağlamak amacıyla iç tarafına gerilen iplerdir. Standart çapı 52 cm'dir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-900242987143498674?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/900242987143498674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=900242987143498674' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/900242987143498674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/900242987143498674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-mazhar-bendir.html' title='Mevlana Mazhar (Bendir)'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-6377436259234809807</id><published>2008-08-22T14:38:00.005-07:00</published><updated>2008-08-22T14:38:55.071-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Ud - Kopuz</title><content type='html'>Ud - Kopuz&lt;br /&gt;Onbir telli, mızrapla çalınan bir enstrümandır. Kısa saplı ve geniş gövdelidir. Asya kökenlidir. Daha küçük gövdeli ve üzeri deri kaplı olanına Kopuz denir.Tekne (gövde), göğüs (kapak), sap, burguluk ve teller olmak üzere beş bölümden oluşur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-6377436259234809807?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/6377436259234809807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=6377436259234809807' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6377436259234809807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6377436259234809807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-ud-kopuz.html' title='Mevlana Ud - Kopuz'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-6786420881533088147</id><published>2008-08-22T14:38:00.003-07:00</published><updated>2008-08-22T14:38:37.946-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Kanun</title><content type='html'>Kanun&lt;br /&gt;Toplam tel sayısı icracının tercihine göre 72, 75 veya 78 olarak değişir. Üzerinde gerili bulunan teller üçer üçer akord edildiğinden 24(72 telden), 25(75 telden) veya 26(78 telden) ses elde edilir. Teller için eskiden kiriş kullanılırken bugün misinadan yararlanılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İcra edilen eserde kullanılan arızaları (bemol ve diyezler) için gövde ile tellerin arasına, teli geren mandal ismi verilen dökme mekanizmalar çakılır. Bu sistem 19 yüzyılın ikinci yarısında icat edilmiştir. Bu tarihten önce, kanun icracıları teli parmak darbeleri ile gererek istedikleri sesi elde etmeye çalışıyorlardı. Kanun icracıları kanunu çalmak için, ellerinin işaret parmaklarına yüksük adı verilen metal halkalar takar ve yüksük ile parmaklarının arasına bağdan yapılan mızraplar sıkıştırırlar. Sazı icra edenlere Kanuni adı verilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-6786420881533088147?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/6786420881533088147/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=6786420881533088147' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6786420881533088147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6786420881533088147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-kanun.html' title='Mevlana Kanun'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-4496080525535175025</id><published>2008-08-22T14:38:00.001-07:00</published><updated>2008-08-22T14:38:18.075-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Tanbur</title><content type='html'>Tanbur&lt;br /&gt;Yuvarlak bir tekneye, uzun bir sapın eklenmesiyle oluşan, tahta, perdeli ve mızrap ile çalınan 8 telli bir enstrumandır. Sazı icra edenlere tanburi denir.&lt;br /&gt;Tanburun perdeleri, bağırsak veya olta misinasından, mızrabı ise kaplumbağa kabuğundan (bağa) elde edilir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanburda dördü sarı ve dördü de çelik olmak üzere sekiz tel bulunmaktadır. Tanburun tınısından ve ahenginden daha fazla yararlanabilmek için birinci çift tel yegah sabit olarak kalmak üzere diğer teller icra edilen makamın özelliklerine göre değişik seslere akortlanır.Bu yüzden tanburun akordu sabit değildir denilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-4496080525535175025?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/4496080525535175025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=4496080525535175025' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/4496080525535175025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/4496080525535175025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-tanbur.html' title='Mevlana Tanbur'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-6487687505462530293</id><published>2008-08-22T14:37:00.003-07:00</published><updated>2008-08-22T14:37:57.837-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Kudüm</title><content type='html'>Kudüm &lt;br /&gt;Yarım küre biçiminde bir çift küçük davuldan oluşan ve din müziğinin önemli çalgılarından “kudüm”, dindışı ve mehter müziğinde “nakkare” adıyla anılıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Tambur”, “kemençe”, “kanun” gibi çalgılarla zenginleştirilmeden önce Mevlevî müziğinin dört temel çalgısından biri (diğerleri “ney”, “rebap” ve “halile”) olan &lt;br /&gt;“kudüm”ün, çapları yaklaşık 28-30 cm civarındaki davulları, dövme bakırdan yapılmış olup biri büyük diğeri küçük iki tasa benzer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksekliği ise yaklaşık 16 cm. olan taslar, dibe doğru daralırlar.Büyüğünün ağzına iki, küçüğünün ağzına bir milim kalınlığında deri gerilir.Tiz ses veren davul (tek) sola, öbürü (düm) sağa konur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ince bir derinin gerildiği (tek), boyut olarak da (düm)den biraz küçüktür.Devrilip sallanmalarını önlemek için, simit denen, içi pamuk doldurulmuş bir çift meşin halka üstüne oturtulan davullar, “zahme” denilen bir çift ahşap çubukla çalınır.“Kudüm”ün bakır gövdesi, metalik tınıyı gidermek amacıyla çoğunlukla dıştan meşinle kaplanır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-6487687505462530293?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/6487687505462530293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=6487687505462530293' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6487687505462530293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6487687505462530293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-kudm.html' title='Mevlana Kudüm'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-8225616455237535604</id><published>2008-08-22T14:37:00.001-07:00</published><updated>2008-08-22T14:37:39.316-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Ney</title><content type='html'>Ney&lt;br /&gt; Günümüzde ney, Türk sazı olarak anılmaktadır ve tasavvuf müziğinin bir sembolü haline gelmiştir. Bir müzik aleti için kullanılan çalmak yerine, Ney için üflemek tabiri kullanılır. Burada üflemenin mecazi bir anlamı vardır. Kaynağını İslam'da Allah'ın insanı yaratırken ruhu üflemiş olmasından alır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam geleneğinde neyin doğuşu ile ilgili bir çok rivayet vardır. Bunların en meşhuru şöyledir: “Peygamberimiz ilahi aşk sırrını Hz.Ali”ye söylemiş. Bu sırrın yükü altında ezilen Hz.Ali gidip Medine dışında kör bir kuyuya bu sırrı anlatmış. Kör kuyu bu sır ile coşup köpürmüş ve taşmış. Su her yeri kaplayınca kenarlarında kamışlar yetişmiş. Oralardaki bir çoban bu kamışlardan birini kesip muhtelif yerlerinden delmiş ve üflemeye başlamış. Çıkan ses kalplere coşku ve heyecan verip ilahi sırrı anlatır olmuş. Peygamberimiz tesadüfen bu çobanın ney sesini işitince bu durumu anlamış. O günden sonra ney,bir ilham kaynağı olmuştur.” Bugünkü manada neye ruhunu veren Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleridir. “Türk olsun ,Acem olsun; musiki aşıkların ortak gıdasıdır.” Görüşündeki Mevlana, Mesnevisinin ilk on sekiz beyitini de bu cazibeli çalgıya ayırmıştır. O”na göre ney ayin sırasında dönmekte olan ama gerçekte batıni bir iklimde seyahatte bulunan semazenlerin kılavuzudur. Çıkardığı tılsımlı ses ile ruhları cezbeder.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-8225616455237535604?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/8225616455237535604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=8225616455237535604' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/8225616455237535604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/8225616455237535604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-ney.html' title='Mevlana Ney'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-950787801620574674</id><published>2008-08-22T14:35:00.001-07:00</published><updated>2008-08-22T14:35:27.657-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Rebab</title><content type='html'>Rebab&lt;br /&gt; Mevlevi ayinlerinin değişmez çalgılarından birisidir.Yayla çalınır ve kabak kemaneye benzer.Türklerin kullandığı en eski yaylı sazlardandır.Gövdesi Hindistan cevizinden yapılır. Cevizin üzerine deri gerilir. Üç tellidir, at kuyruğundan yapılan telden çalınır. Asya kökenlidir. Hz. Mevlâna'nın da rebab çaldığı rivayet edilir.Ortaya çıkışından beri yedi değişik şekilde görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Dikdörtgen Rebab &lt;br /&gt;2.Yuvarlak Rebab &lt;br /&gt;3.Armud Şekilli &lt;br /&gt;4.Beyzi (kayığa benzer gövdeli) Rebab &lt;br /&gt;5.Yarım küre Şeklinde Rebab &lt;br /&gt;6.Tambur Rebab &lt;br /&gt;7. Açık Tekneli Rebab&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-950787801620574674?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/950787801620574674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=950787801620574674' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/950787801620574674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/950787801620574674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-rebab.html' title='Mevlana Rebab'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-5487593592130560170</id><published>2008-08-22T14:33:00.000-07:00</published><updated>2008-08-22T14:34:04.763-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>2007 UNESCO Dünya Mevlana Yılı</title><content type='html'>2007 UNESCO Dünya Mevlana Yılı  [değiştir]Mevlânâ'nın 800.doğum yılı olan 2007 UNESCO tarafından dünya Mevlânâ yılı ilan edilmiştir. Bu karar Mozart yılı olan 2006'nın mart ayında alınmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-5487593592130560170?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/5487593592130560170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=5487593592130560170' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/5487593592130560170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/5487593592130560170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/2007-unesco-dnya-mevlana-yl.html' title='2007 UNESCO Dünya Mevlana Yılı'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-7531307254237001520</id><published>2008-08-22T14:31:00.000-07:00</published><updated>2008-08-22T14:32:04.302-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlananın Felsefesi ve eserleri</title><content type='html'>Felsefesi ve eserleri&lt;br /&gt; Felsefesi  [değiştir] &lt;br /&gt;Divan'ı Kebir 'in bir sayfasıMevlânâ, İslam dinini, şiir, sanat, raks, müzik yoluyla en ince yorumlayan kişidir. Bu yorum, İslam ve İslam dışı bütün insanlık tarafından benimsenmiş, esin kaynağı olmuştur. İngiliz doğubilimcisi A.J. Arberry, Mevlânâ'yı "dünyanın en büyük ozanı" olarak nitelerken, Goethe onun etkisinde kalmış, Rembrandt tablosunu yapmış, Muhammed İkbal felsefesini onun düşünceleri üstüne kurmuş, İngiliz doğubilimcisi Nicholson 30 yıl çalışarak Mesnevi yi İngilizceye çevirmiş ve yapıtın Batı dünyasından tanınmasını sağlamıştır. Mevlânâ yüzyıllardır etkisini, canlılığını yitirmeyen bir büyük ozan ve düşünce adamı niteliğini korumaktadır. Kişi, inanç ve düşünce özgürlüğüne olağanüstü bir değer vermesi, bütün insanları (suçlu-suçsuz, mecusi-putperest, kara-sarı, efendi-köle) saygıya ve sevgiye çağırması onun en büyük özelliğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlânâ tam bir vahdet-i vücud (varlık birliği) savunucusudur. Ona göre, her varlık Hak'kın bir ayrı tecellisidir ve yaradılmışlara uygulanan her eylem aslında Yaratan'a uygulanıyor demektir. Onun için, soyut bir Allah sevgisi yerine, somut bir sevgi, yani Hak'kı halkta ve halkı Hak'ta sevmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlânâ biçimci değildi, her türlü kısıtlamanın karşısındaydı. Edep, vefa, sabır, eğitim gibi ahlak kavramlarının gerçek anlamını aramayı ve insanlara bunu öğretmeyi iş edinmişti. Ona göre, asıl konu "insan"dı. Din, felsefe, ahlak, insanı daha mutlu etme yolunda gelişen araçlardı. Bu araçlara takılıp kalmak, gelişmeyi ve gelişme hızını kesecek yanlış davranışlardı. Doğru olan, gerçeğe giden yolu bulmaktı ve bu yol, "aşk" tan geçerdi: Sonsuz bir sevgi. Bu sevgi hoşgörü ve vefa kavramlarıyla desteklenecek, beslenecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlânâ için, sözünü ettiği bu aşk anlatılmaz, yaşanır; yaşayarak öğrenilirdi. Bu nedenle, bir gün kendisine "aşk nedir efendim" diye soran bir öğrencisine "Ben ol da bil" yanıtını verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlânâ'nın ilkelerinden ve İslam inancına getirdiği yorumdan Mevlevi tarikatı doğdu ama Mevlânâ bir tarikat kurucusu değildir. Mevlevilik onun ölümünden sonra oğlu Sultan Veled ile halifesi Hüsamettin Çelebi'nin birlikte hazırladıkları bir örgütlenmeye göre kurulmuştur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-7531307254237001520?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/7531307254237001520/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=7531307254237001520' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/7531307254237001520'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/7531307254237001520'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlanann-felsefesi-ve-eserleri.html' title='Mevlananın Felsefesi ve eserleri'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-2470878709674760666</id><published>2008-08-22T14:30:00.000-07:00</published><updated>2008-08-22T14:31:09.469-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana'nın 7 Öğüdü</title><content type='html'>Mevlana'nın 7 Öğüdü&lt;br /&gt;Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şefkat ve merhamette güneş gibi ol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşgörürlükte deniz gibi ol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-2470878709674760666?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/2470878709674760666/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=2470878709674760666' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/2470878709674760666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/2470878709674760666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlanann-7-d.html' title='Mevlana&apos;nın 7 Öğüdü'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-1904544923413127436</id><published>2008-08-22T14:29:00.002-07:00</published><updated>2008-08-22T14:30:10.703-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Hüsamettin Çelebi</title><content type='html'>Hüsamettin Çelebi  [değiştir]Selahattin'in ölümünden sonra, yerini Hüsamettin Çelebi aldı. Hüsamettin'in babası, Konya yöresi ahilerinin reisiydi. Onun için, Hüsamettin Ahi Türk oğlu diye anılırdı. Varlıklı bir kişiydi ve Mevlânâ'ya mürit olduktan sonra bütün servetini onun müritleri için harcadı. Beraberlikleri Mevlânâ'nın ölümüne kadar on yıl sürdü. O aynı zamanda Vezir Ziyaettin tekkesinin de şeyhiydi ve böylece iki ayrı makam sahibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam tasavvufunun en önemli ve en büyük yapıtı olan Mesnevi-i Manevi (genellikle yalnız Mesnevi diye anılır) Hüsamettin Çelebi aracılığıyla yazılmıştır. Bir gün birlikte sohbet ederlerken Çelebi bir konudan yakındı ve "müritler", dedi, "tasavvuf yolunda bir şeyler öğrenmek için ya Hakim Senai'nin Hadika (Bahçe) adlı kitabını okuyorlar ya Attar'ın İlahiname 'sini, Mantık-ut-Tayr ını (Kuş Dili) okuyorlar. Oysa bizim de eğitici bir kitabımız olsaydı herkes bunu okuyacak ve ilahi gerçekleri ilk elden öğrenecekti." Hüsamettin Çelebi sözünü bitirirken, Mevlânâ sarığının katları arasından bükülmüş bir kağıt uzattı genç dostuna; Mesnevi 'nin ünlü ilk 18 beyti yazılmıştı ve hoca, müridine şöyle diyordu: "Ben başladım, gerisini sen yazarsan ben söylerim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışma yıllar boyu sürdü. Yapıt, 25.700 beyitten oluşan 6 ciltlik bir bütündü. Tasavvuf öğretisini birbirinden çıkan ilgi çekici öyküler aracılığıyla anlatıyor, olayları yorumlarken tasavvuf ilkelerini açıklıyordu. Mesnevi bittiği zaman artık epeyce yaşlanmış olan Mevlânâ yorgun düşmüş, ayrıca sağlığı da bozulmuştu. 17 Aralık 1273'te de öldü (ilk eşi Gevher Hatun ölünce, Mevlânâ Konya'da ikinci kez Gera Hatun ile evlenmiş ve ondan Muzafferettin Alim Çelebi adında bir oğlu ve Fatma Melike Hatun adında bir kızı olmuştu. Mevlânâ'nın soyundan gelen Çelebiler, genellikle Sultan Veled'in oğlu Feridun Ulu Arif Çelebi'nin torunlarıdır; Melike Hatun torunlarıysa Mevleviler arasında İnas Çelebi olarak anılır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-1904544923413127436?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/1904544923413127436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=1904544923413127436' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/1904544923413127436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/1904544923413127436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-hsamettin-elebi.html' title='Mevlana Hüsamettin Çelebi'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3662772038763513133.post-6445213761050564116</id><published>2008-08-22T14:29:00.001-07:00</published><updated>2008-08-22T14:29:34.295-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevlana'/><title type='text'>Mevlana Selahattin Zerküb</title><content type='html'>Selahattin Zerküb  [değiştir]Bu dönemde Mevlânâ, Tebrizli Şems ile kendi benliğini özdeşleştirme deneyimini yaşıyordu (bu, bazı gazellerin taç beyitinde kendi adını kullanması gerekirken, Tebrizli Şems'in adını kullanmasından da anlaşılmaktadır). Aynı zamanda Mevlânâ o sırada kendine en yakın hemhal olarak (aynı hali paylaşan dost) Selahattin Zerküb'u seçmişti. Tebrizli Şems'in yokluğunu onunla gideriyor. Selahattin Zerküb, Mevlânâ'nın gözünde Şems ile özdeşleşiyordu. Selahattin, erdemli ama okuması yazması olmayan bir kuyumcuydu. Aradan kısa bir zaman geçince, bu kez müritler Tebrizli Şems yerine Selahattin'i hedef edindiler. Ne var ki bu kez Mevlânâ ve Selahattin kendilerine karşı duyulan gergin havaya pek aldırmadılar. Selahattin'in kızı Fatma Hatun ile Sultan Veled evlendirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlânâ ile Selahattin on yıl süreyle bir arada bulundular. Selahattin'i öldürme girişimleri oldu ve bir gün Selahattin Mevlânâ'dan "bu vücut zindanından kurtulmak için izin istediği" rivayeti yayıldı; üç gün sonra da Selahattin öldü (Aralık 1258). Selahattin'in cenazesinin ağlayarak değil, neyler ve kudümler çalınarak, sevinç ve şevk içinde kaldırılmasını vasiyet etmişti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3662772038763513133-6445213761050564116?l=mevlana1.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mevlana1.blogspot.com/feeds/6445213761050564116/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3662772038763513133&amp;postID=6445213761050564116' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6445213761050564116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3662772038763513133/posts/default/6445213761050564116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mevlana1.blogspot.com/2008/08/mevlana-selahattin-zerkb.html' title='Mevlana Selahattin Zerküb'/><author><name>yesil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08602197090997793090</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='07403279290044882572'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry></feed>